hal Yazıları - Fen ve Teknoloji Sitesi
EtiketŞu anda hal konusu ile ilgili sayfalara bakmaktasınız.
Bu konuyla ilgili toplam 75 içerik bulunuyor.

YAZARI:Metin Hotinli

1. Baskı: Kasım 2010

YAYINEVİ:Bilim ve Gelecek Kitaplığı
50 Soruda Büyük Patlama Kuramı
ISBN: 97860558881452
118 sayfa

KİTAP ÖZETİ:

50 Soruda”dizisinin beşinci kitabı 50 Soruda büyük patlama kuramıyayımlandı. Kitapta, Prof. Dr. Metin Hotinli, evrenin nasıl oluştuğunu ve geleceğini açıklayan büyük patlama kuramını,dinamik ve evrim halinde bir evren gerçeğine ulaşmanın tarihi olarak ele alıyor. Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü Eski Başkanı olan yazarın, insanlığın evrenin doğumuna dair ilk düşüncelerini içeren mitoslardan başlayarak, büyük patlama kuramına ulaşırken geçtiği kimi sorular şöyle:

İlk kozmolojik düşünceler ne zaman ortaya çıktı? Aristoteles kozmoloji modelinin özellikleri nelerdi? Kopernik kuramı ne gibi bir yenilik getirdi? Newton kuramı ile birlikte, kozmolojinin paradigması nasıl değişti?Özel ve genel görelilik kuramları ne getirdi?Einstein’ın geliştirdiği statik evren modeli, bilim çevrelerinde nasıl karşılandı?Astronomide uzaklıklar nasıl ölçülür? Genişleyen evrenden Büyük Patlama’ya nasıl geçildi? Büyük patlama kuramında evrenin yaşı problemi nasıl çözüldü? Radyo astronomi gözlem verileri durağan evren kuramıyla bağdaşıyor mu?Big bang kuramında ilk üç dakikanın önemi nedir? Fosil radyasyon nedir? Big Bang’dan önce ne vardı?Evrenin genişlemesi sürecek mi, duracak mı? Karanlık madde nedir? Karanlık enerji nedir? Büyük Patlama kuramı kalıcı mıdır, değişebilir mi? Big Bang kuramının rakipleri var mıdır?

YAZARI:İbrahim Semiz

1. Baskı: Haziran 2010
YAYINEVİ:Bilim ve Gelecek Kitaplığı
50 Soruda Dizisi – 3
ISBN: 978-605-5888-11-4
266 sayfa

KİTAP ÖZETİ:
Bilim ve Gelecek Kitaplığı 50 Soruda dizisi, bilimin temel kuramlarını ve kimi alanlarını, popüler ve temel düzeyde anlatan kitaplardan oluşuyor.
 
Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü öğretim üyesi İbrahim Semiz, dizinin “50 Soruda Görelilik kuramları” adlı kitabında özel ve genel görelilik kuramlarını herkesin ilgisini çekebilecek biçimde anlatıyor. Özel ve genel görelilik kuramları, insanoğlunun evrene bakışını değiştirmiş, devrimsel yenilikler getirmiştir. Sezdirdiği düşünsel ufuklarla da bilimin en heyecan verici konularındandır. Semiz kitabında, bu kuramları herkesin anlayabileceği sadelikte anlatmak ve metni “sürükleyici” hale getirmek için her türlü araçtan, örneğin evrenbilimden bilimkurguya uzanan sıra dışı temalardan yararlanıyor.
Yazarın, konuyu en basit çerçeveden başlayarak genişletirken geçtiği kimi sorular şöyle:
Galileo göreliliğiyle Einstein özel göreliliğinin ilişkisi ne? Ya Einstein’ın Newton’u yanlışladığı gibi yarın birisi de Einstein’ı yanlışlarsa? Newton’un hareket yasaları nedir; veba salgını sayesinde bulundukları doğru mudur? Özel göreliliğin nesi özel? Işık hızı neden gözlemciye göre değişmez? Zaman genleşmesi nedir; hızlı giderek genç kalabilir miyim? Uzay-zaman nedir? Kütle ile enerji arasında ne ilişki var? Işıktan hızlı giden nesneler olabilir mi? “Genelçekim kuvveti” aslında yok mu? Eğri uzay-zaman ne demek? Evrenin genleşmesi ne demek? Nereye doğru genleşiyor? Her şey mi genleşiyor? Ben de genleşiyor muyum? Kara delik nedir? Kara delik başka evrenlere ya da evrenin uzak köşelerine geçit olabilir mi? Ne olacak bu evrenin hali? Bu bilgiler ne işime yarayacak?
29/09/2013 12:57
Admittans elektrik mühendisliğinde karmaşık iletkenlik anlamına gelir. Admittans ile empedans çarpımı 1 dir. Admittans Y ile gösterilir. Birimi MKS sisteminde siemens (S)'dir. Kimi eski kitaplarda S yerine mho birimi de kullanılır.



Üç temel devre elemanı

Elektrik devrelerinde üç tür doğrusal ve pasif devre elemanı vardır. Bunların iki uçları arasındaki gerilim farkı ile içlerinden geçen akım arasında şu ilişkiler vardır.




Burada v ile gerilim, i ile akım şiddeti, C ile kapasitans (kapasitif değer, sığa), R ile direnç ve L ile de indüktans (bobin ,self) gösterilmektedir. MKS sisteminde birimler gerilim için volt (V), akım şiddeti için amper (A), kapasitans için farad (F), direnç için ohm (Ω) ve indüktans için de henry (H) dir. İndüktör ve kondansatöre elektronikte genellikle reaktif eleman denilir.

Her üç denklem de akım geçişi için zorluk ifade ederler. Yani (1/C), R ve L ne kadar büyükse, akımın devreden geçişi de o kadar zordur. Ancak aynı denkelemler aşağıda gösterildiği gibi de yazılabilir.




Burada G iletkenlik tir. İletkenlik birimi siemenstir.

Her üç denklem de akım geçişi için kolaylık ifade eder.

Yani (1/L) , (1/R) = G ve C ne kadar büyükse, akımın devreden geçişi de o kadar kolaydır. İşte admittans bu kolaylığa verilen addır.

Sinüs akımı

Şayet devreden geçen akım sinüs dalga şekline sahipse, (geçici hal akımları hariç) üç eleman için admittans şu şekilde verilir.

Bobin (indüktans)için,

İletken için,

Kondansatör için

Burada j sanal operatör, ω ise açısal frekanstır. ( = 2 • л • f ) (Kimi denklemlerde j • ω çarpımı s veya p olarak ta gösterilir.)




Eşdeğer admittans

Devredeki eşdeğer admittans tıpkı kondansatör devrelerinde olduğu gibi hesaplanır.

Yani paralel admittans;

Ye = Y1 + Y2
Seri admittans;


Kondansatör ve indüktansın admittans değerlerinin sanal, direncin admittans değerinin gerçek olması sebebiyle, eşdeğer admittans karmaşık sayı olarak hesaplanır . Bu sayının sanal bölümüne saseptans denilir. Saseptans B ile gösterilir.


Kutupsal koordinatlar

Genellikle admittans kutupsal koordinatta gösterilir. Şayet M ile mutlak değer ve Φ ile açı gösterilir,


Bu açı akım ve gerilim arasındaki faz farkını gösterir. Şayet açı 0 derece ise akım ve gerilim arasında faz farkı yoktur.( 0 derece faz farkı devrede hiç kapasitif ve indüktif eleman olmadığı veya bu iki tür elemanın etkilerinin birbirlerini dengelediği anlamına gelir.)

Alıntı

Elementlerin Fonksiyonları

Kültür suyunun iyonik yapısı su hayvanlarının metabolizma prosesleri üzerinde hayati bir rol oynar. Elementlerin elektrokimyasal, katalitik Ve yapısal olmak üzere üç fonksiyonu vardır. Elementler, metabolik enerji kaynağı olarak kullanıldıklarında, elektrokimyasal olarak rol oynarlar. Bütün temel elementler enzim aktivatörleri olarak davranırlar ve biyokimyasal reaksiyonları ayarlamaya yardım ederler, işte o zaman katalitik olarak rol oynarlar. Protein ve aminoasitler gibi maddelerin sentezinde pek çok element gereklidir. Bu ise elementlerin yapısal fonksiyonudur ve element son ürünün vazgeçilmez bileşenidir.




Bilinen elementlerin çoğu tabii sularda bulunurlar. Pek çoğunun ölçülebilir etkileri yoktur ve muhtemelen çok önemli değildirler.

Verilen bir X elementinin sudaki canlılar için önemi şu faktörlere bağlıdır:

a) Eğer X elementi yoksa organizma büyüyemez ya da hayat çevrimi-ni tamamlayamaz.

b) Başka bir element X in yerini alamaz ,

c) X organizmanın metabolik fonksiyonlarını direkt olarak etkiler

Elementler hayvanlara iki mekanizma ile girer: basit difüzyon ve aktif olarak alma.

Difüzyon olayında bir iyon sudaki yüksek konsantrasyonlu bölgeden hareket ederek daha seyreltik olan hücre sıvısına geçer.

Aktif olarak alınmada ise, organizmada bir elementin konsantrasyonu düşünce o element sudan seçimli olarak ekstrakte edilir. Bu olay, temperatüre sıkı sıkıya bağlıdır ve 10 °C lik bir sıcaklık artışı absorpsiyonu %100 azaltır. Aktif olarak alma, mevcut oksijene de bağlıdır. Solunma engellendiğinde ortadan iyonlar aktif olarak alınır.

Elementlerin Toksik Etkileri

Pek azı dışında, saf tuz çözeltileri su hayvanları için toksikür. Deniz suyundaki elementler, ancak iyonlar arası rekabetin tek bir iyonun zehirli etkisini ortadan kaldırdığı dengeli kombinasyonlarda besleyici ve hayatı devam ettirici özelliktedirler. Çok değerli iyonlar iki veya tek değerli iyonlardan daha kolay alınırlar. Bu hem katyon hem de anyonlar için gerçektir.

Bir hücre içindeki adsorpsiyon rekabeti aynı özellikteki iyonlar arasında görülür.

Örneğin gerçek bir rekabet K+ ve Rb+, Ca+2 ve Sr+2 gibi iyonlarda görülür. Bu gibi durumlarda ortamdaki bir iyonun fazlalığı diğer iyonun alınmasını azaltır.

Ağır Metallerin Toksik Etkileri

Pb, Hg, Cu, Zn gibi ağır metaller suda çok az miktarlarda bulunurlar. Bunların hepsi su hayvanları için toksiktir. Çoğu 1 ppm sınırında öldürücüdür.

Çinko normal miktarlarda bazı enzimatik fonksiyonlar için gereklidir ve birçok proteinlerde yapı elementi olarak bulunur. Bakır bazı enzimlerde bulunur ve pek çok omurgasızın kan proteininde solunum pigmenti halinde mevcuttur.

Çinko ve bakır özellikle deniz balıklarındaki protozonlardan meydana gelen hastalıkların tedavisinde kullanılır. Burada metalin toksik etkileri bir süre sonra CaCO3 ile çökelmeyle giderilir. Çinko ve bakır balıklarda aşırı salgılanmaya neden olur ve balıklara zararlı olan bazı organizmaları öldürürler.

Kelatlaşma bakırın balıklara karşı zehirliliğini azaltır. Örneğin sitrik asitle kelatlaşan CuS04 daha az toksiktir. pH = 6-8.5 arasında kelatlaş-ma bakırın %90 ının suda çözülmüş kalmasını sağlar.

Kelatlaşmış bakır, bakırın uzun süre çözülmüş miktarlarda kalması istendiğinde denizde uygulanır. Fakat birçok bakteriler, hastalıktan koruyucu düzeylerde bakıra direnç gösterdiklerinden organik kelatları tedricen bozundururlar. Böylece Cu+2 iyonları karbonat iyonlarıyla birleşerek çöker. Balıklarda görülen ağır metal zehirlenmelerinde bakır, solungaç yüzeylerinde çözünmeyen organometalik bileşikler oluşturur. Başka bir görüşe göre solungaçlar içindeki proteinler kimyasal bozunmaya uğrar. Ayrıca bakırın, deniz balıklarının kan ve dokularında toplandığı gözlenmiştir.

Pb(NO3)2, ZnSO4 ve HgCl2 çözeltilerine konmuş bazı tatlı su balıklarında soluma hızının arttığı görülmüştür. Bu esnada oksijen harcama hızında düşme olur. Artan soluma hızı bakırla muamele edilmiş sulardaki balıklarda gözlenir.

Ağır metaller solungaç üzerine çökerler ve salgıyı pıhtılaştırırlar. Böylece Oksijen alınma zorlaşır.

Metal Zehirlenmesine Etki Eden Faktörler

Ağır metallerin toksisitesi pH, çözünmüş oksijen, temperatür, balığın büyüklüğüne oranla çözeltinin hacmi, çözeltinin yenilenme frekansı, çözeltideki diğer maddeler ve sinerjetik etki gibi faktörlere bağlıdır.

Suyun pH ı en önemli faktör olabilir. Tatlı sular deniz suyundan biraz daha zayıfça tmaponlanmıştır ve bu işlem görmüş tatlı su sistemlerinde ağır metal toksisitesinin etkileri görülür. Ağır metallerin destille ve yumuşak sularda sert ve bazik sulara göre daha toksik olduğu sanılmaktadır.

Yüksek miktarda çözünmüş oksijen bakırın toksik etkilerim bir dereceye kadar azaltarak solunumu kolaylaştırır. Su yüzeyinin kuvvetli bir şekilde karıştırılması suyun pH ini düşürecek ve bakın çözünür halde tutacak olan serbest CO2 birikimini önler.

Sıcaklık artışı ağır metallerin balıklara karşı olan toksikliğini çoğaltır.

Kurşun tuzlarının toksisitesi su miktarı azaldıkça ve balığın büyük*lüğü arttıkça azalır. Ayrıca kurşun salgıyla balık üzerinde çöktürülerek zehirliliği giderilir.

İşleme sokulan suyun sık sık değiştirilmesi de toksisiteye etki eden bir faktördür. Eğer su değiştirilmezse balıklar salgı salarak metal iyon*larım çöktürerek kısmen toksisiteyi azaltırlar.

İki ağır metal ya da bir ağır metalle başka bir madde arasındaki sinerjik etkiye gelince örneğin bakır - çinko kombinasyonları bazen tek başına çinko veya bakırdan daha zehirlidir. Başka bir örnek ise bakır ile amonyaktır. Bakır-2- iyonlarının amonyağa karşı affinitesi büyüktür. Bu iyonlar NH3 ile birleşerek [Cu (NH3)4]+2 bakır tetramin kompleksi verir.

Cu+2+4NH3 [Cu (NH3)4]+2 Bu kompleks toksisite olarak bakıra eşdeğerdir.

Alıntı

ASİT VE BAZLARIN KULLANIM ALANLARI NELERDİR?
Günlük yaşantımızda gerek yiyeceklerimiz de gerekse de bir çok kimyevi maddenin yapısında sit ve bazlar yer alır. İşte aşağıda bunlara verilebilecek en bariz örnekleri bulabilirsiniz;
HCl ile adlandırılan hidroklorik asit olup tuz ruhu olarak kullandığımız maddedir. Tuvaletlerin temizliğinde kullanılan bu asit aynı zamanda mide de pepsinojeni pepsin haline getiren asittir.
H2SO4 ile adlandırılan asit sülfirik asit olup zaç yağı adı ile bilinmektedir. Akülerde kullanılan madde bu maddedir.
NaOH ise sodyum hidroksit olup kostik olarak adlandırılıp sabunlarda kullanılmaktadır.
Aynı şekilde KOH adlı bazda deterjan yapımında ve sabunlarda kullanılmaktadır.
LÜTFİ ŞAHİN

Sayfaya Git: [1/15] 1 2 3 4 5 Sonraki