insan Yazıları - Fen ve Teknoloji Sitesi
EtiketŞu anda insan konusu ile ilgili sayfalara bakmaktasınız.
Bu konuyla ilgili toplam 97 içerik bulunuyor.

YAZARI:Metin Hotinli

1. Baskı: Kasım 2010

YAYINEVİ:Bilim ve Gelecek Kitaplığı
50 Soruda Büyük Patlama Kuramı
ISBN: 97860558881452
118 sayfa

KİTAP ÖZETİ:

50 Soruda”dizisinin beşinci kitabı 50 Soruda büyük patlama kuramıyayımlandı. Kitapta, Prof. Dr. Metin Hotinli, evrenin nasıl oluştuğunu ve geleceğini açıklayan büyük patlama kuramını,dinamik ve evrim halinde bir evren gerçeğine ulaşmanın tarihi olarak ele alıyor. Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü Eski Başkanı olan yazarın, insanlığın evrenin doğumuna dair ilk düşüncelerini içeren mitoslardan başlayarak, büyük patlama kuramına ulaşırken geçtiği kimi sorular şöyle:

İlk kozmolojik düşünceler ne zaman ortaya çıktı? Aristoteles kozmoloji modelinin özellikleri nelerdi? Kopernik kuramı ne gibi bir yenilik getirdi? Newton kuramı ile birlikte, kozmolojinin paradigması nasıl değişti?Özel ve genel görelilik kuramları ne getirdi?Einstein’ın geliştirdiği statik evren modeli, bilim çevrelerinde nasıl karşılandı?Astronomide uzaklıklar nasıl ölçülür? Genişleyen evrenden Büyük Patlama’ya nasıl geçildi? Büyük patlama kuramında evrenin yaşı problemi nasıl çözüldü? Radyo astronomi gözlem verileri durağan evren kuramıyla bağdaşıyor mu?Big bang kuramında ilk üç dakikanın önemi nedir? Fosil radyasyon nedir? Big Bang’dan önce ne vardı?Evrenin genişlemesi sürecek mi, duracak mı? Karanlık madde nedir? Karanlık enerji nedir? Büyük Patlama kuramı kalıcı mıdır, değişebilir mi? Big Bang kuramının rakipleri var mıdır?

12/01/2013 3:29

YAZARI:Çağlar Sunay

YAYINEVİ:Bilim ve Gelecek Kitaplığı

KİTAP ÖZETİ:

Ülkemizin az sayıdaki nitelikli popüler bilim yazarlarından Çağlar Sunay,“50 Soruda” dizisinin onuncu kitabı olan 50 Soruda Evren’de, bilimin geçmişindeki yüzlerce yılın birikimiyle günümüze dek ulaştığı tüm bilgileri süzerek, oldukça yalın bir evren portresi çıkarıyor. Yazarın GüneşSistemi’nin üyelerinden, Evren’in yapıtaşı gökadalara, onların düzenlenişinden, karanlık madde ve karanlık enerjiye kadar birçok temel konuyu neredeyse hiçbir formüle başvurmadan, olabildiğince basit anlatırken ele aldığı kimi sorularşöyle:

Evren nedir? Uzay ne kadar boştur? Güneş nasıl oluştu? Güneş’in sonu nasıl olacak? Gezegenler nasıl oluştu? Ay Dünya’dan mı koptu? Güneş Sistemi’ni oluşturan gezegenlerin özellikleri neler? Evren’de başka yaşam var mı? Karadelik nedir? Dünyamıza en yakın yıldızlar hangisidir? Yıldız kayması nedir? Dünya’ya yaşamı tehdit edecek büyük bir göktaşı çarpma olasılığınedir? Uzayı araştırmak için bugüne kadar insanlık kaç uzay aracı gönderebildi? Evren’in yapısı nasıldır? Evren ne kadar büyüktür? Evren kaç yaşındadır? Evren’de uzaklıklar nasıl ölçülür? Karanlık madde nedir? Karanlık enerji nedir? Evren’in içeriği nedir? Evren’in sonu nasıl gelecek?

YAZARI:İbrahim Semiz

1. Baskı: Haziran 2010
YAYINEVİ:Bilim ve Gelecek Kitaplığı
50 Soruda Dizisi – 3
ISBN: 978-605-5888-11-4
266 sayfa

KİTAP ÖZETİ:
Bilim ve Gelecek Kitaplığı 50 Soruda dizisi, bilimin temel kuramlarını ve kimi alanlarını, popüler ve temel düzeyde anlatan kitaplardan oluşuyor.
 
Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü öğretim üyesi İbrahim Semiz, dizinin “50 Soruda Görelilik kuramları” adlı kitabında özel ve genel görelilik kuramlarını herkesin ilgisini çekebilecek biçimde anlatıyor. Özel ve genel görelilik kuramları, insanoğlunun evrene bakışını değiştirmiş, devrimsel yenilikler getirmiştir. Sezdirdiği düşünsel ufuklarla da bilimin en heyecan verici konularındandır. Semiz kitabında, bu kuramları herkesin anlayabileceği sadelikte anlatmak ve metni “sürükleyici” hale getirmek için her türlü araçtan, örneğin evrenbilimden bilimkurguya uzanan sıra dışı temalardan yararlanıyor.
Yazarın, konuyu en basit çerçeveden başlayarak genişletirken geçtiği kimi sorular şöyle:
Galileo göreliliğiyle Einstein özel göreliliğinin ilişkisi ne? Ya Einstein’ın Newton’u yanlışladığı gibi yarın birisi de Einstein’ı yanlışlarsa? Newton’un hareket yasaları nedir; veba salgını sayesinde bulundukları doğru mudur? Özel göreliliğin nesi özel? Işık hızı neden gözlemciye göre değişmez? Zaman genleşmesi nedir; hızlı giderek genç kalabilir miyim? Uzay-zaman nedir? Kütle ile enerji arasında ne ilişki var? Işıktan hızlı giden nesneler olabilir mi? “Genelçekim kuvveti” aslında yok mu? Eğri uzay-zaman ne demek? Evrenin genleşmesi ne demek? Nereye doğru genleşiyor? Her şey mi genleşiyor? Ben de genleşiyor muyum? Kara delik nedir? Kara delik başka evrenlere ya da evrenin uzak köşelerine geçit olabilir mi? Ne olacak bu evrenin hali? Bu bilgiler ne işime yarayacak?
Mikrop üretme yöntemlerini, verem basilini, veba ve uyku hastalığı nedenlerini bulmasıyla ünlüdür.
On iki kardeşi arasında dikkati çekecek kadar çalışkan olan Koch, tıp fakültesini de birincilikle bitiriyordu. Daha çok gezginliğe özeniyorsa da eşi bunu engelliyor, aralarındaki bu amaç anlaşmazlığı, daha sonraki yıllarda boşanma ile sonuçlanıyordu.
Çeşitli cephelerde askeri tıp doktoru olarak çalışıyor, Breslau daki kasaba doktorluğu sırasında çıkan şarbon salgınına kadar, Pasteur ile birlikte mikrobiyolojinin kurucusu olacağını gösteren belirtilere rastlanmıyordu. Aylarca büyük bir sabırla çalışıyor, hayvanların dalaklarından aldığı örneklerden şarbon a neden olan bakteriyi elde ediyordu. Bakteriyi farelere veriyor ve fareden fareye nasıl geçtiğini inceliyordu. Fakat bu deneyleriyle hastalık nedeni bakterinin nasıl geliştiğini gözleyemiyordu. Bunun için bakteriyi hayvanların vücudu dışında üretmeliydi. Vücuttaki ortama benzetme yaparak, kan serumu vücut ısısında tutulup içinde bakteri üretilebilirdi. öylece şarbon basilini üretiyor ve bütün yaşamını, ayrıntılarıyla gözleyebiliyordu. Vücut koşullarına benzetme yapmak yöntemi, yirminci yüzyılın ikinci yarısında "tüp bebek" üretimi için de yol gösterici olacaktı.
Bu çalışmalarında asıl yorucu olan, yarı saydam bakterilerin gözlenmesiydi. Bunları kolayca izlenebilir yapabilmek, beyazdan daha iyi gözlenen renklere boyamakla mümkündü. Çeşitli denemelerden sonra anilin ile boyamanın iyi sonuç verdiğini saptıyordu. Fakat problem içinde, ikinci bir problem daha vardı. Kan serumunda üretim yalnız şarbon bakterisini değil, başka bakterileri de üretiyor ve bunların kuşakları gittikçe birbirlerine karışıyordu. İstenen, bir çeşit bakteri yaşamının, başından sonuna kadar gözlenebilmesi idi. Boyama sonuç vermiyordu, çünkü bütün bakteriler boyanıyordu. Çözüm, belli bir bakteriyi diğerlerinden ayırmak idi. Bir şeyi bir diğerinden ayırmak, onu belli bir ortama kapatmaktı. Bu kapatma işlemi ancak bakterinin istediği yere hareket edemeyeceği bir ortam olabilirdi. Bunun için jelatin kullanıyordu. Daha sonraları kimi deniz yosunlarından elde edilen bir karbonhidrat bileşiği agaragar ı deneyerek iyi sonuçlar alıyor ve bugün de kullanılan yöntemine ulaşmış oluyordu.
Deneylerde beliren bir diğer problem, jelatin veya agaragar ın Koch un kullandığı düz camlar üzerinde kolayca korunamamasıydı. Bu problemi de yardımcısı Julius Richard Petri çözerek, günümüzde de Petri adıyla anılan kapaklı camları geliştiriyordu. Koch un geliştirdiği bu yöntem, bir hastalığın nedenini saptamada kesinlik ve yaygınlık kazanıyordu. u yöntemi kullanarak verem basilini saptıyor, hatta o zamanlar öldürücü olan veremin tedavisini de bulduğunu açıklıyor; fakat kısa süre sonra önerisinin geçersizliğini anlıyordu.
Daha sonraları hıyarcıklı veba, kolera ve uyku hastalığını incelemek için Asya ve Afrika yı dolaşıyor ve vebanın farelerdeki bir bitin ve uyku hastalığını da çaça sineğinin taşıdığını saptıyordu. Bunlar ve Ross ile Laveren ın sıtma üzerindeki çalışmaları, hastalıkların yayılmalarına karşı savaşımın yöntemlerini gösteriyordu. Yöntem, bakteriler ile doğrudan savaşmak yerine, taşınmalarını önlemek idi.
Hastalıkların tanınma ve tedavisindeki başarısı, birçok araştırıcıyı onunla çalışmaya çekiyor; Gaffky, Kitasato Behring ve Ehrlich O nun öğrencileri oluyor ve insanlığa bu hizmetlerinden dolayı Koch, 1905 yılı Nobel Tıp Ödülü ile onurlandırılıyordu.

İlk avladıkları yiyecekleri taze taze tüketen insanlar, aynı zamanda topladıkları meyveleri de taze taze tüketiyorlardı. Bir soğutucunun olmaması, hatta bırakın soğutucuyu bir tel dolabın olmaması, insanlar için büyük sorun oluşturmuştur.

Zaman içerisinde insanların geliştirdiği modellerden birisi yiyeceklerini toprak altına açtıkları çukurların içerisine saklamak, ileri ki dönemlerde ise evin alt mahzenine yapmış oldukları ve adına kiler dedikleri bölüme saklamak şeklinde olmuştur. Ama insan rahatına düşkün ve bu düşkünlük içerisinde de bilginler gerekli önemi kazanmıştırlar. Rahat yaşamak isteyen toplumlar, bilginlerini el üstünde tutmuş ve bunun meyvesini de diğer toplumlara muhtaç olmadan yaşayarak ve hem de rahat bir şekilde yaşayarak almışlardır.

Tel dolabı hadisesinde yaşanan olaylardan birisi ise abiyogenez hipotezi olmuştur. Yapılan çalışmalarda sineklerin açık bırakılan yiyeceklerin üzerinde kendiliğinden oluştuğu ve bu nedenden dolayı da evrim teorisinin devamı şeklinde kabul gören abiyogenez hipotezi kabul görmüştür. Ancak ileri ki dönemlerde yiyecekler tel dolap içerinse saklandığı zaman sineklerin üremediği ve sineklerin üremesi için yiyeceklerin üzerine ana sineklerin kurtlarını bırakması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu ifadeler neticesi sonucu yanlış olan abiyogenez hipotezi terk edilmiş ve doğru olan biyogenez hipotezi kabul görmüştür.

İnsanların tek sakladıkları şeyler ise yiyecekler olmayıp; hem yiyeceklerini ve hem de değerli şeylerini sakladıkları dolapları ya da odaları kitleme ihtiyacını hissetmiştir. Basit tahta kilitler ilk etapta kullanılmıştır. Zaman içerisinde daha gelişmiş olan demir kilit ve anahtar sistemleri kullanılmıştır. Günümüzde artık bir çok değerli eşyanın saklandığı kısımlar parmak izi ile çalışan elektronik kilitler ile ya da kartlı sistemler ile kilit altına alınmaktadır. Bu sistemlerin birisi de şifreli elektronik kilitlerdir…

Benim bu kilitler ile ilgili olarak bir çalışmam var, ancak daha proje aşamasında… Diğer projelerimden kafamı kaldırıp bu projeyi hayata geçiremedim. Ancak deneyecek elektronik mühendislerinin mailini bekliyorum. Bu kildi yaparken bir and gate olan 4081 entegresinden faydalanacağız. 4081 entegresi içerisinde 4 ünite yer almakta ve bir entegre bizim şifremiz için yeterli bünyeyi taşımaktadır. Her bir ünitenin iki girişi ve bir çıkışı vardır. Şifreleme sisteminde şifremiz 1234 sayısı olsun. Bu sayıların dışında bir sayıya basıldığı zaman zener diyot aracılığı ile alarm çalışacak ve kilit kendini tamamen bloke ederek açılmayacaktır. Bu sayılara basılacak ve hem de sırasıyla… 1 sayısının olduğu butona basıldığı zaman entegrenin 1 nolu ünitesinin A ayağına gerilim gidecek; B ayağına ise her zaman gerilim verilecek. A ayağına gerilim geldiği zaman C çıkışında gerilim olacak ve bu da 2 nolu entegrenin A girişine gelecektir. 2 nolu entegrenin B girişi ise butona bağlı olacaktır. Eğer 30 saniye içerisinde bu butona basılmayacak olursa zamanlayıcı devreye girecek ve alarm çalışacak, bu arada kilit bloke olacaktır. Bu şekilde her ünitenin çıkışı diğer ünitenin bir girişine ve diğer girişe de buton bağlantısını yapacağız. En son ünitenin çıkışı ise elektronik roleye bağlı olacak ve bu role de kilidi açacak olan elektrik motoruna bağlı olacaktır.

Zaman bulup deneyen okurlarımdan sonucu bekliyorum, eğer benim vaktim olursa bende evime bu kilidi takmayı düşünüyorum… Çalışmalarınızda başarılar diliyorum…

Sayfaya Git: [1/20] 1 2 3 4 5 Sonraki