toplu Yazıları - Sayfa 3 - Fen ve Teknoloji Sitesi
EtiketŞu anda toplu konusu ile ilgili sayfalara bakmaktasınız.
Bu konuyla ilgili toplam 17 içerik bulunuyor.
1. Elektriklenme ile Ayrıştırma
2. Mıknatıs ile Ayrıştırma
3. Öz kütle Farkı ile Ayrıştırma
4. Çözünürlük Farkı ile Ayrıştırma
5. Hâl Değiştirme Sıcaklıkları Farkı ile Ayrıştırma
6. Süzme ve Yüzdürme ile ayırma

Karışımları Ayırma Yukarıdaki 6 Yöntemledir.

Karışımların Ayrıştırılması

1. Mıknatıs yardımı ile bazı maddeler ayrıştırılabilir. (Başlıca demir, kobalt, nikel metalleri mıknatısla ayrıştırılır.)
2. Bir katının sıvıda çözünmüş olduğu karışımlar sıvının buharlaştırılması ile ayrıştırılabilir.
3. Sıvı - sıvı homojen karışımları kaynama noktaları farklılığından yararlanılarak (Ayrımsal damıtma) ayrıştırılabilir.
4. Bir katının sıvıda çözünmemiş olduğu karışımlar süzme yoluyla ayrıştırılabilir.
5. Sıvı - sıvı heterojen karışımları ayırma hunisi yardımı ile yoğunluk farkından yararlanılarak ayrıştırılabilir.
6. Gaz karışımları gazların yoğunlaşma noktalarının farklılığından yararlanılarak ayrıştırılabilir.
7. Katı - katı karışımlarının bazıları çözünürlük farkından bazıları yoğunluk farkından bazıları erime noktalarının farklılığından yararlanılarak birbirinden ayrılabilir.

Elektriklenme ile Ayrıştırma

Plastik bir tarakla taranan saç elektriklenir. Yün kazakları çıkarılırken çıtırtı sesleri ve kıvılcımlar oluşur. Ebonit Çubuk yün parçasına sürtüldüğünde küçük kağıt parçalarını çeker. Bu tür olaylar bazı cisimlerin sürtünme ile elektrik yükü kazanmasından kaynaklanır.

Elektriklenen maddeler hafif bazı maddeleri çekerler.

Kırmızı pul biber ve yemek tuzu karışımına elektrik yüklü ebonit çubuk yaklaştırıldığında çubuğun pul biberleri çektiği gözlenir. Pul biber yemek tuzundan bu metotla ayrıştırılmış olur.

Hâl Değiştirme Sıcaklıkları Farkı ile Ayrıştırma

Hâl değiştirme sıcaklığından yararlanarak erime noktası farklı olan katı'katı karışımları, kaynama noktası farklı sıvı'sıvı karışımları ve yoğunlaşma noktaları farklı gaz'gaz karışımları birbirinden ayrılabilir.

Demir ve kurşundan oluşan bir karışımın ayrılması: Demirin erime noktası 1540°C ve kurşunun erime noktası 327,5°C'dir. Karışım bir potada ısıtıldığında erime noktası düşük olan kurşun önce erir. Sıvı hâle geçen kurşun süzülerek demirden ayrılır.

Maddelerin erime kaynama sıcaklıkları gibi, hal değiştirme sıcaklıklarının ayırt edici bir özellikleri olduğunu biliyoruz. Maddelerin bu özelliklerinin farklı oluşundan yararlanarak karışımları bileşenlerine ayırabiliriz. Suda çözünen katı bir madde, suyun buharlaşması ile saf olarak elde edilebilir.

Belli bir sıcaklıkta diğerlerine göre daha fazla miktarda buharlaşan sıvıların kaynama noktası düşüktür. Örneğin; aynı koşullardaki etil alkol sudan daha çok buharlaştığından, kaynama noktası sudan düşüktür. 100°C, etil alkol 78°C'de kaynar.

Saf maddelerde hal değişimi süresince sıcaklık sabittir. Örneğin;100°C'ta kaynar. 0°C'ta donar. (1 atm'de) kaynama ve donma süresince sıcaklık sabittir. Çözeltilerde ise hal değişim süresince sıcaklık sabit değildir. Çözeltilerde, kaynama süresince sıcaklık artma; donma süresince sıcaklıkta azalma gözlenir. (artma ve azalmanın nedeni lise kimya 2 dersinde açıklanacaktır.)

ÇÖZÜNÜRLÜK FARKI İLE AYRIŞTIRMA

çözünürlüğün, maddeler için ayırt edici bir özellik olduğunu biliyoruz.maddelerin çözünürlüklerinin farklı olmasından yararlanarak karışımları bileşenlerine ayırabiliriz.Örneğin,salamura peynirinden suda bekletildiğinde,tuz suda çözünerek peynirden ayrılmış olur.Karışımda bulunan maddelerden biri çözücüde çözünüyor,diğeri çözünmüyorsa bu yöntemi uygulayabiliriz.

Her maddenin sudaki çözünürlükleri farklıdır.

Kükürt'bakır sülfat karışımın ayrılması

Kükürt'bakır sülfat karışımı suya atıldığında bakır sülfat çözünür, kükürt çözünmeden su üzerinde kalır. Çözelti süzgeç kâğıdından süzülürse kükürt ayrılır. Süzgeç kâğıdından geçen bakır sülfat çözeltisi ısıtılarak suyu buharlaştırılır ve bakır sülfat elde edilir. Böylece kükürt ve bakır sülfat ayrıştırılmış olur.

Yemek tuzu kum karışımın ayrılması

Yemek tuzu ve kum suya atılıyor, yemektuzu çözünüyor, kum çözünmüyor. Karışım süzüldüğünde kum süzgeç kağıdında kalıyor, Daha sonra tuzlu su çözeltisinin suyu buharlaştırıldığında geriye tuz kalıyor.

Potasyum nitrat ve sezyum sülfattan oluşan karışımın ayrılması

Karışımdaki maddelerin her ikisi de aynı sıvıda çözündüğü veya birinin çözünüp, diğerinin çözünmediği sıvı bulunmadığı durumda karışımdaki maddelerin çözünürlüklerinin sıcaklıkla değişiminden yararlanılır.

Çözeltinin sıcaklığı değiştirilerek, ayrımsal kristallenme ile çözeltideki maddeler ayrı ayrı elde edilir.

Sıcaklığın artırılmasıyla potasyum nitratın (KNO3) çözünürlüğü artarken, sezyum sülfatınki (Cs2SO48H2O) azalır. Karışım suya atılarak hepsinin çözünmesi sağlanır. Sıcaklık artırılırsa sezyum sülfat, azaltılırsa potasyum nitrat çöker. Daha sonra çökelti süzgeç kağıdından süzülerek ayrılır. Kalan çözeltinin suyu buharlaştırılır.

MIKNATISLANMA İLE AYRIŞTIRMA

Bazı maddeler mıknatıs tarafından çekilirken bazıları çekilmez. Demir,kobalt,nikel gibi maddeler mıknatıs tarafından çekilebilen; çinko alüminyum,şeker,kükürt gibi maddeler mıknatıstan etkilenmeyen maddelere örnektir.

Çivi, toplu iğne, makas, pense gibi maddelerin mıknatıs tarafından çekilir. Bu maddelerin yapısında demir vardır

Demir tozu'kükürt karışımı, demirin mıknatıstan etkilenme özelliğinden yararlanılarak ayrıştırılır.

ÖZ KÜTLE FARKI İLE AYRIŞTIRMA

Öz kütleleri farklı iki katı karışımı:

İki katının da çözünmediği bir sıvıya atılır. Katıların öz kütleleri farklı olduğundan ve sıvıda çözünmediğinden sıvı içerisinde farklı bölgelerde toplanırlar.

Özkütle maddeler için ayırt edici bir özelliktir. Bu özellikten yararlanarak karışımları bileşenlerine ayırabiliriz. Örneğin, buğday ile samanı havaya savurduğumuzda rüzgar, öz kütlesi küçük olan samanı uzağa sürükler böylece buğday samandan ayrılmış olur. Öz kütle farkıyla Ayırma yöntemi, suda çözünmeyen katı maddelerden oluşan karışımların ayrılmasından kullanılabileceği gibi, birbiri içinde çözünmeyen sıvı maddelerin ayrılmasında da kullanılabilir. Farklı iki katı maddeden oluşan bir karışımı ayırmak için, bu karışımın üzerine bileşenlerle etkileşmeyen sıvı eklenir. Sıvının öz kütle değeri, bileşenlerin öz kütle değerleri arasında olmalıdır. Karışımı oluşturan maddeler öz kütlelerin göre tabakalar halinde sıralanır. Öz kütlesi sıvıdan büyük olan kabın altında, küçük olan ise kabın üst kısmında toplanır. Böylece karışımı oluşturan maddeler birbirinden ayrılır.

Kum ve naftalin karışımının ayrılması:

Karışım suya atılır. Kumun yoğunluğu sudan fazla olduğundan dibe çöker, naftalinin yoğunluğu sudan az olduğundan suyun üst kısmında kalır. Üstteki naftalin alınır. Geriye su'kum karışımı kalır, su süzülür. Böylece kum naftalinden ayrıştırılmış olur.

Öz kütleleri farklı ve birbiri içerisinde çözünmeyen iki sıvı, karışımı ayırma hunisi yardımıyla ayrıştırılabilir. Öz kütlesi büyük olan altta, küçük olan üstte bulunur.

Ayırma hunisi, alt kısmında musluk olan kılcal boruya sahip bir cam balondur.
Karbontetraklorür-Zeytin yağı'bakır sülfat karışımının ayrılması:
Karışım ayırma hunisine konur. Karışım, böyle bir kapta bir müddet dinlendirildiğinde karbontetraklorür en altta, zeytinyağı en üstte faz olarak bulunur.

Musluk açılarak karbontetraklorür bitinceye kadar alttaki behere aktarılır. Daha sonra bakır sülfat alınır. Zeytinyağı, ayırma hunisinde kalır. Böylece zeytinyağı'karbontetra klorür - bakır sülfat karışımı ayrıştırılmış olur.

SÜZME İLE AYIRMA

Katının sıvı içinde dağılması ile oluşan heterojen karışımları, bileşenlerine ayırmak için süzme yöntemi kullanılır. Bu yöntemde gözenekleri farklı büyüklüklerde olan süzgeçler kullanılır. Süzme yöntemini gerçekleştirmek için, kullanılan süzme aracının gözenek büyüklüğü süzülecek maddeye uygun olmalıdır. Uygulanan yöntemin tam olarak gerçekleşebilmesi için, kullanılan süzgecin gözenek büyüklüğü, ayrılacak katının tanelerinden küçük olmalıdır.

Süzme, gerek günlük yaşantımızda gerekse endüstride oldukça önemlidir.örneğin, çayı bardağa doldururken çay posasını ayırmak için süzgeç, haşlanmış makarnayı sudan ayırmak için kevgir, laboratuarda çeşitli katı maddeleri sıvılardan ayırmak için de farklı gözenek büyüklüğüne sahip süzgeç kağıtları kullanılır.

Yüzdürme

Suda çözünmeyen katı maddeleri ayırmak için süzme yönteminden başka yüzdürme yöntemi de kullanılır. Bu yöntemle yüzeyde kalan madde karışımdan kolaylıkla ayrılabilir.

Demir tozu ve plastik parçalarından oluşan karışım, suda yüzdürme yöntemiyle ayrılabilir. Plastik yüzer, demir batar. Demir ve naftalin, şeker ve naftalin karışımlarını ayırmak için de yüzdürme yöntemi kullanılır.

Ispanak, marul, maydanoz ve semizotunu çamurdan arındırmak için yıkarız. Sebzeler, yıkama sırasında suyun yüzeyinde kalır.

Yüzdürerek ayırma yönteminin temel koşulu, karışımdaki maddelerin yüzme veya batma özelliğinin olmasıdır.

08/04/2013 0:25

        “Marifet iltifata tabidir” (1)
        Yukarıdaki atasözü aslında bütün toplumların dikkat etmesi gereken bir sözdür ve üzerinde uzun bir süre düşünülmesi gerekir.
        Tarih içerisinde marifetli bireyleri yüceltmiş ve yükseltmiş olan toplumlar, adeta lokomotifi takip eden vagonlar misali kendileri de yücelmiş ve yükselmişlerdir. Tarihin hangi evresini incelerseniz inceleyin, bu durumu görmeniz mümkündür.
        Büyük İskender ile Aristo arasında geçen konuşma gerçekten güzeldir. Büyük İskender Aristo’ya sorar:
        -Bir isteğin var mı?
        Aristo büyük bir ciddiyetle cevaplandırır:
        -Gölge etme, başka ihsan istemem.
        Büyük bir hükümdar kendisini dev aynasında görüp ukala bir tavır içerisine girmemiş ve bir bilginin ihtiyaçlarını gidermek istemiştir. Aristo’nun verdiği cevap ise İskender’in ceza vermesi için değil, düşünmesi için öğüt olmuştur.
        Arapların büyük medeniyetler oluşturdukları zaman dilimlerinde bilginlerine, sanatkarlarına velhasıl bütün yetenekli bireylerine saygı gösterdikleri görülmektedir. Aynı şey Roma Tarihi içinde geçerli, İngiliz Tarihi içinde ve bütün diğer toplumların tarihleri içinde geçerlidir. Hüner sahibi, yetenekli bireyleri el üstünde tutan toplumlar adeta ivme kazanmış ve çok ileri düzeylere ulaşmayı başarmıştır.
        Bizim toplumuzda  tarih içerisinde her zaman ilim adamlarını, sanatkarları vb yetenekli insanlarını hep el üstünde tutmuştur. Bu yetenekli bireylere bir çok örnek vermek mümkündür.
        Mimar Sinan, Mevlana, Biruni, Akşemsettin, Şeyh Edebali, Nasreddin Hoca, Aziz Mahmut Hüdayi ve daha  yazılabilecek binlerce yetenekli insanı bizim toplumumuz el üstünde tutmuş ve tutmaya da devam etmektedir.
        Bizim toplumumuzda yetişmiş ve modern denilen Avrupa’nın yüzlerce yıl sonra yapmaya çalıştığı roket sistemlerini ilk defa yapan bir mucittir “Lagari Hasan Çelebi.”
        1633 tarihinde Osmanlı Padişahı 4. Murat’ın kızının doğum gecesinde Lagari Hasan Çelebi yapmış olduğu roketi ateşleyerek yaklaşık 300 metre yükselmiştir. Daha sonra takma kanatlarıyla Sinan Paşa Kasrı önüne yumuşak bir iniş yapmıştır. (2)
        4. Murat, Lagari Hasan Çelebi’yi ödüllendirir ve bir kese akçe hediye eder. Ayrıca yetmiş akçelik bir maaş bağlanır ve sipahi ocağına kaydedilir.
        Lagari Hasan Çelebi geri kalan ömrünü Kırım’da geçirir. Ne gariptir ki modern anlamdaki ilk roket denemeleri de yüzlerce yıl sonra Kırım’ı da içine alan Ukrayna’da gerçekleştirilmiş olmasıdır.
        Modern eğitim uzmanları aslında yukarıdaki atasözünü destekler mahiyetteki eğitimi uygulamaktadır;  “ödül ve ceza.” Çalışan, kendini yetiştiren öğrencilere ödül verilerek desteklenmekte, verilen görevleri yapmayan, derslerine çalışmayan öğrencilerde cezalandırılmaktadır.
        Aramızda  nice zeki bireyler var, ama önemli olan azim ile çalışmaktır. Denemeden zeki olup olmadığımızı bilemeyiz. Matematikte başarılı değilsek, edebiyatta başarılı olabiliriz; edebiyatta başarılı olamazsak sanatta olabiliriz… yeter ki yılmadan, usanmadan çalışalım. Sizlerin başarılı bir hayat yaşamanızı temenni ederim.

        DİPNOTLAR:
(1) http://www.turkcebilgi.org/sozluk/atasozleri/marifet-iltifata-tabidir-21479.html
(2) Alkan Selçuk,  Uçan Süper Beyin: Lagari Hasan Çelebi, Süper Beyin Dergisi, sayı 20, sayfa 34.

LÜTFİ ŞAHİN

 

YAZAR:Françoise Balibar

ÇEVİREN:Elif Gökteke

YAYINEVİ:YKY

KİTAP ÖZETİ:

Marie Curie’nin yaşamı bir efsaneye dönüşmüştür. Paris’e okumak için gelen Polonyalı yoksul genç kızın şaşırtıcı öyküsünü bilmeyen yoktur:
Bu genç kız, fizik lisansını başarıyla elde eder, Pierre Curie’yle tanışıp evlenir ve onunla birlikte radyoaktiviteyi keşfeder; karı koca Nobel Fizik Ödülü’nü kazanır. Erkeklerin egemen olduğu bir toplumu zekâsı, inatçılığı, bağımsızlığıyla rahatsız eden bir kadının portresi. İki kere Nobel Ödülü’ne layık görülen Marie Curie, tümüyle insanlığın hizmetine girmiş katıksız bir zihin olarak bilimin Meryem Ana’sına dönüştürülmüştü. Efsane, bu genç, güzel, âşık, kanlı canlı kadını gölgede bırakmış, Marie Curie’nin hem bir bilgin hem de bir kadın olduğunu unutturmuştu.

 

Çevremize baktığımız zaman nesnelerin neye benzediğini gözümüzle görür, çıkardıkları sesleri de kulağımızla duyarız. Peki, nasıl görür ve nasıl duyarız?
Hepimiz görme işini gözlerimiz ile yaptığımızı söyler, ama aslında gören yerimiz beynimizdir. Gözlerimiz sadece ışığın ulaştığı penceredir.
Işık dediğimiz şey dalgalardan oluşmaktadır ve biz bütün ışıkları göremeyiz. Görebileceğimiz ışıklar gözümüze ulaştığı zaman gözümüzde bu ışıklar elektriksel sinyallere dönüştürülürler. Bu üretilen elektriksel sinyaller beynimize bağlı sinir uçları aracılığıyla beynimizin görme merkezine gelir ve bu şekilde baktığımız nesneyi görmüş oluruz. Buradan anlaşılacağı üzere görebilmek için ışıklı ortama ihtiyaç duyarız, zifiri karanlıkta görmemiz mümkün değildir.
Seste dalgalardan oluşur ve biz bütün sesleri duyamayız. Duyan kısım aslında kulaklarımız değil, beynimizdir. Kulaklarımız sadece sesi uygun hale getirir. Kulağımıza gelen ses dalgaları, kulağımızda bulunan ve adına salyangoz denilen hücreler topluluğu ile elektriksel sinyallere dönüştürülür. Daha sonra bu elektriksel sinyaller beynimizde bulunan duyma merkezine ulaşır ve bu şekilde işitme işi gerçekleşmiş olur.

LÜTFİ ŞAHİN
www.fenveteknolojisitesi.com

Jules Verne Ay'a yolculuk eserini yazdığı zaman muhtemelen o zaman dilimindeki insanlar bunu hayal olarak görmüşlerdir. Ancak teknolojik gelişmeler o kadar hızlı bir şekilde gelişim göstermiştir ki Ay'a yolculuk günümüzde yapılmış ve basit bir kavram olarak ele alınmaya başlanmıştır. Artık Ay'a yolculuk yerine diğer yıldızlara, diğer galaksilere nasıl gideriz? gibi soru işaretleri oluşmaya başlamıştır.
İnsanlık sadece uzay ile ilgili kavramlarda değil, daha bir çok kavramlarda ilerleme kaydetmiş ve bu bilim dallarında ilerlemeler kaydederken, bazı teknik kavramlarda da ilerlemeler kaydetmiştir. Bu kavramlardan birisi de "elektronik" denilen teknolojik bilgiler topluluğudur.
Elektronik ile radyo, televizyon, bilgisayar vb binlerce bilinen aletin üretimi yanında daha çok bilim adamlarının, doktorların ya da uzmanlık isteyen mesleklerin kullanım alanı bulduğu aletlerin üretimini de gerçekleştirebilmekteyiz.
20. yy dan itibaren elektronik ile ilgili yapılan şeylerden birisi ise robot üretimidir. Günümüzde fabrikalarda kullanılan robotlardan, evlerde kullandığımız robotlara kadar binlerce tipte üretilen robotlar acaba her şeyi yapabilir mi?
Robotlar içlerine yüklenen bilgilere bağlı kalırlar ve kendilerine ne yüklendiyse onu yababilirler. Bunu basit bir örnekle açıklayacak olursak; otomobil üretiminde kullanılan bir robota siz buzdolabı yaptırtamazsınız. Bunu yaptırtabilmeniz için hem içerisinde yer alan bilgisayara gerekli bilgileri yüklemeniz gerekli, hem de dışında yer alan mekanik kısmını düzenlemeniz gerekmektedir.

LÜTFİ ŞAHİN
www.fenveteknolojisitesi.com

Sayfaya Git: [3/4] Önceki 1 2 3 4 Sonraki