ELEKTRONİK MAKALELERİ Kategorisi - Fen ve Teknoloji Sitesi
KategoriŞu anda ELEKTRONİK MAKALELERİ kategorisine ait sayfalara bakmaktasınız.
Bu kategoride toplam 5 içerik bulunuyor.

İlk avladıkları yiyecekleri taze taze tüketen insanlar, aynı zamanda topladıkları meyveleri de taze taze tüketiyorlardı. Bir soğutucunun olmaması, hatta bırakın soğutucuyu bir tel dolabın olmaması, insanlar için büyük sorun oluşturmuştur.

Zaman içerisinde insanların geliştirdiği modellerden birisi yiyeceklerini toprak altına açtıkları çukurların içerisine saklamak, ileri ki dönemlerde ise evin alt mahzenine yapmış oldukları ve adına kiler dedikleri bölüme saklamak şeklinde olmuştur. Ama insan rahatına düşkün ve bu düşkünlük içerisinde de bilginler gerekli önemi kazanmıştırlar. Rahat yaşamak isteyen toplumlar, bilginlerini el üstünde tutmuş ve bunun meyvesini de diğer toplumlara muhtaç olmadan yaşayarak ve hem de rahat bir şekilde yaşayarak almışlardır.

Tel dolabı hadisesinde yaşanan olaylardan birisi ise abiyogenez hipotezi olmuştur. Yapılan çalışmalarda sineklerin açık bırakılan yiyeceklerin üzerinde kendiliğinden oluştuğu ve bu nedenden dolayı da evrim teorisinin devamı şeklinde kabul gören abiyogenez hipotezi kabul görmüştür. Ancak ileri ki dönemlerde yiyecekler tel dolap içerinse saklandığı zaman sineklerin üremediği ve sineklerin üremesi için yiyeceklerin üzerine ana sineklerin kurtlarını bırakması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu ifadeler neticesi sonucu yanlış olan abiyogenez hipotezi terk edilmiş ve doğru olan biyogenez hipotezi kabul görmüştür.

İnsanların tek sakladıkları şeyler ise yiyecekler olmayıp; hem yiyeceklerini ve hem de değerli şeylerini sakladıkları dolapları ya da odaları kitleme ihtiyacını hissetmiştir. Basit tahta kilitler ilk etapta kullanılmıştır. Zaman içerisinde daha gelişmiş olan demir kilit ve anahtar sistemleri kullanılmıştır. Günümüzde artık bir çok değerli eşyanın saklandığı kısımlar parmak izi ile çalışan elektronik kilitler ile ya da kartlı sistemler ile kilit altına alınmaktadır. Bu sistemlerin birisi de şifreli elektronik kilitlerdir…

Benim bu kilitler ile ilgili olarak bir çalışmam var, ancak daha proje aşamasında… Diğer projelerimden kafamı kaldırıp bu projeyi hayata geçiremedim. Ancak deneyecek elektronik mühendislerinin mailini bekliyorum. Bu kildi yaparken bir and gate olan 4081 entegresinden faydalanacağız. 4081 entegresi içerisinde 4 ünite yer almakta ve bir entegre bizim şifremiz için yeterli bünyeyi taşımaktadır. Her bir ünitenin iki girişi ve bir çıkışı vardır. Şifreleme sisteminde şifremiz 1234 sayısı olsun. Bu sayıların dışında bir sayıya basıldığı zaman zener diyot aracılığı ile alarm çalışacak ve kilit kendini tamamen bloke ederek açılmayacaktır. Bu sayılara basılacak ve hem de sırasıyla… 1 sayısının olduğu butona basıldığı zaman entegrenin 1 nolu ünitesinin A ayağına gerilim gidecek; B ayağına ise her zaman gerilim verilecek. A ayağına gerilim geldiği zaman C çıkışında gerilim olacak ve bu da 2 nolu entegrenin A girişine gelecektir. 2 nolu entegrenin B girişi ise butona bağlı olacaktır. Eğer 30 saniye içerisinde bu butona basılmayacak olursa zamanlayıcı devreye girecek ve alarm çalışacak, bu arada kilit bloke olacaktır. Bu şekilde her ünitenin çıkışı diğer ünitenin bir girişine ve diğer girişe de buton bağlantısını yapacağız. En son ünitenin çıkışı ise elektronik roleye bağlı olacak ve bu role de kilidi açacak olan elektrik motoruna bağlı olacaktır.

Zaman bulup deneyen okurlarımdan sonucu bekliyorum, eğer benim vaktim olursa bende evime bu kilidi takmayı düşünüyorum… Çalışmalarınızda başarılar diliyorum…

Fizik bilimi çok geniş kapsamlı bir bilim dalı olup, diğer bir çok bilim dalı ile de ilişkilendirilmiş ve iç içe geçmiş bir sistemler bütünü olarak yerini almıştır. Fiziğin sadece madde düzeneği ile ilgili bile binlerce alt bölümü oluşmuştur. Sadece yerçekimi ile ilgili bile binlerce alt hipotez oluşturlmuş,bunların ifadesi için ise alt dallarda fizik bölümleri oluşturulmuştur.

Fizikte bir çığırın oluşması ise yıldırımda oluşan şeyin aslında elektron hareketi olduğu sonucu ile doğmuştur. Bir de bu elektriğin durağan olup; bu elektrik tipinin akan türünün olduğunun da tespiti ile olaylar daha ileri boyutta cereyan etmiştir. Edison’dan sonra ise elektriğin şekil almasının mümkün olduğu saptanmıştır. Elektriğin değişik şekil ve biçimlerde şekillendirerek sese ve ışığa çevirilebileceği tespit edilmiş, 20.yy’ın ikinci yarısından itibaren ise bu şekil alma çok ileri boyutlara ulaşmıştır. İki katlı bir ev büyüklüğünde de olsa ilk bilgisayarın yapılması da bu olayı desteklemiştir. Bu şekilde elektriğin şekil alması ile sonuçlanan sistemler bütününe ise elektronik adı verilmiştir. Elektronik, fizik bilimi içerisinde yer alan ve çok büyük bir bilgi kapsamına sahip olduğu için ayrı bir bölüm olarak ele alınan sistemler bütünüdür. Yarı iletkenlerin keşfi ile beraber elektronik bilimi ayrı bir önem kazanmış ve ileriki dönem içerisinde dijital elektronik adı altında alt bir bölümde lojistik entegrelerle yapılan sistemler bütünü yerini almıştır. Bu sistemler bütünü binary sayı sistemine göre çalışmaktadır. Yani 0 ve 1 dizinleri şeklinde olan bir elektriksel ağ düzeneği şeklinde çalışan bir sistemler bütünü hazırlanmaktadır. Bunlardan 0 gerilimin var olmadığını göstermekte, 1 ise gerilimin varlığını göstermektedir. Bunlar basit olarak ve kapısı denilen and gate; ve değil kapısı denilen nand gate; veya değil denilen or gate; veya değil adı verilen nor gate… Bu listeyi bu şekilde uzatmak mümkün, ancak en önemlileri yukarıda saydığım dört tanesidir. İki girişi olan ve bir and kapısı olan 4081 entegresini ele alalım. Bu entegre içerisinde yerleşmiş olan 4 adet and gate kapısı olup her birisinin iki girişi ve bir çıkışı vardır. Girişlere A ve B diyelim; çıkışa da Q adını verelim. Eğer her iki girişe gerilim uygularsanız çıkış olan Q’da gerilimin olduğunu görürsünüz. Girişlerden sadece birisine gerilim verir ve diğerine vermezseniz Q çıkışında gerilimin olmadığını görürsünüz.Yani ve kapısında şunu anlamalıyız;A ve B kapısının ikisinde gerilim olursa Q çıkışında gerilim olur, olmazsa olmaz… 7432 adı verilen entegre bir or gate entegresi olup, bu entegrede de or gate üniteleri iki girişlidir. Bu entegrede her iki girişe gerilim verildiğinde yada girişlerden birisine verilirse ve diğerine verilmese dahi çıkışta gerilimin olduğu görülür. Sadece girişlerin her ikisine gerilim verilmediği taktirde çıkışta gerilimin olmadığı görülür. Yani A veya B şeklinde bir anlama söz konusudur. İkisinden birisinde bile gerilim varsa çıkışta gerilim vardır… Bir başka örnek ise cmos entegreler grubu içerisinde yer alan ve bünyesinde 4 ünitenin yer aldığı 4011 entegresidir. Bir nand gate entegresi olan bu entegrede bir üniteyi ele alır ve girişlerine A ve B, çıkışına ise C adını verirsek; A ve B girişlerinin birisine gerilim uygulanırsa diğerine uygulanmazsa C çıkışında gerilimin olduğunu görürüz; hakeza A ve B girişlerine gerilim uygulanmazsa o zamanda C çıkışında gerilimin olduğunu görürüz. C çıkışında gerilimin olmaması sadece girişler olan A ve B’ye aynı anda gerilimin uygulandığı durumlarda geçerlidir. Yine cmos entegreler grubu içerisinde yer alan ve bir nor gate olan 4001 entegresinde ise durum farklıdır… Bu entegre tiplemesinde de 4 ünite yer almakta, ancak çalışma sistemi farklı olmaktadır. Ünitelerden birisini ele alırsak; iki girişe aynı anda veya birsine bile gerilim uygulandığında çıkışta gerilimin olmadığını görürüz. Gerilimi çıkışta istiyorsak her iki girişten de gerilimi kesmeli, yani 0 durumuna getirmeliyiz.

NOT: Bu yazımı canım oğlum İbrahim Muhammed ŞAHİN ‘ e ithaf ediyorum.

NOT: Bu yazımı yazarken bana ait olan “lojistik entegreler” ile “nand ve nor gate” adlı yazılardan alıntı yaptım.

Teknoloji devriminin büyük bir açıklık içerisinde yaşandığı yıllar olan 20. yy devrini geride bıraktık, ancak o yıllara ait bilimsel ve teknolojik gelişmelerin meyvalarını daha yeni toplamaya başladık. 20. yy a ait çalışmaların büyük bir kısmını ise fizik çalışmaları oluşturmuştur. Özellikle fizik biliminin elektrik ile ilgili olan bölümleri büyük bir ivme kazanmış ve netice itibari ile de iç içe geçmiş teknik kavramlar ve alt kategoriler oluşmuştur.

Öyle değil midir? Elektrik ile ilgili geliştirilen cihazların, öyle çok uzun bir geçmişleri yoktur. Konu ile ilgili okurlarım dediklerimi hemen tasdik edeceklerdir. Ama baş döndürücü çalışmaların yaşandığı 20. yy ve özellikle de ikinci yarı bize insanın ne kadar çaba gösterdiğini ifade etmektedir.

Ampülün icadı ve gramofonun yapımı, ardından gelen dev komputurleri beraberinde getirmiştir. Bu çalışmaların sürekliliği sonucunda fizik bilimi yeni bir teknik boyut kazanmış ve bunun adına da elektronik denmiştir… Elektronik teknik bilimi hayatın bir çok bölümünde yerini almış ve kendi içerisinde bile yüzlerce alt kategoriye ayrılmıştır. Endüstriyel elektronik, tıp elektroniği, dijital elektronik vb bir çok alt bölüme ayrılmıştır. Öyle ki fizik bilimi içerisinde yer alan elektronik teknoloji bilimi, ayrı bir bilim dalı olarak üniversitelerde okutulmuştur.

Peki, elektronik nedir ve hangi çalışma prensiplerini ele alır? Bu soru ise, yüzlerce kitap ile bile cevaplandırılamayacak kadar geniş bir hitabeti gerektirmektedir. Genel olarak, düşük akımlar ile yüksek akım ve gerilimlerin kontrolüne dayalı bir teknik bilim dalıdır diyebiliriz. Yani bu cümledeki kasıt, küçük değerdeki akım değerleri ile çok büyük değerdeki akımların kontrolü diyebiliriz. Bu olay, televizyondan tutunda bilgisayarlara varıncaya kadar bütün elektronik cihazlarda yer edinmiştir. Akım yerine göre belli değerlerde, yerine göre belli zaman aralıklarında, yerine göre belli frekanslarda verilerek elektronik çalışma sistemleri oluşturulmuştur.

Yukarıdaki son cümlede geçen olayları basit şekillerde ifade etmek isterim… Siz bir radyoda kulaklık kullanabilirsiniz ya da radyoyu hoparlörden dinleyebilirsiniz. Bu olay, akıma belli değerler verilerek yapılmaktadır. Yani kulaklıkta farklı değer, hoparlörde ise farklı değerler kullanılmaktadır. Akımın belli zaman aralıklarında kullanılmasına vereceğim örnek ise elektronik saatler olacaktır. Siz bir elektronik saati kurduğunuz zaman, sizin kurduğunuz vakit gelene kadar, saatin zili çalmıyacaktır. Saat çaldığı zaman, saatin elektronik aksamı, saatin zil bölümüne akım göndermiş demektir. Akımın belli frekanslarda kullanılması olayına ise televizyonlardaki kanalları örnek vermek isterim. Televizyonlardaki kanallar belli frekans değerlerinde yapılan frekans yayınları ile yayınlanmakta ve bu neden ile de bir kanalın frekansı, diğer kanalın frekansı ile karışmamaktadır.

Peki, elektronikte kullanılan elektronik devre elemanları nedir sorusunu sorabilirsiniz… Bu soru o kadar geniştir ki, konu ile ilgili binlerce kitap ve milyonlarca makale olduğu halde yine de tam bir açıklama getirilememektedir. Bu devre elemanlarını kısaca adlandıracak olursak; dirençler, kondansatörler, transistorler, tristörler, triyaklar, quadraklar, kristaller, bobinler kullanılan yüksek değerdeki akım ile çalışan devre elemanları olup bunlar yanında; operasyonal entegreler, lojistik entegreler, mikroteknik ile hazırlanan entegreler, mikroprosesürler gibi daha düşük akım değerlerinde çalışan devre elemanlarını da vermek mümkündür.

Elektronikte kullanılan en basit devre elemanlarından birisi dirençlerdir. Dirençler elektronik devrelerinde kullanılan ve elektroniğin olmazsa olmaz denilen devre elemanlarıdır.

Sizler dirençleri lisede veya üniversitede basit şekilleri ile görmüşsünüzdür. Seri bağlamada direncin değerini yada gerilimin değerini yada akımın değerini öğretmenleriniz ile beraber çözmüşsünüzdür. Hakeza paralel bağlama içinde aynı şeyler söylenir. Çoğunuz deneme sınavlarında, oks sınavlarında yada üniversite sınavlarında direnç konusu ile ilgili sorular çözmüşsünüzdür. İşte sınavlarda basit sorularla çözmeye çalıştığınız direnç problemleri, elektronikte çok kapsamlı bir biçimde ele alınır.

Direnç nedir? Nerede kullanılır? Kısaca bunlara değinmek istiyorum. Dirençler genel manada karbondan yapılmış ve elektriksel gerilime karşı belli bir zorluk gösteren devre elemanlarıdır.

Dirençlerde kullanılan ifade "ohm" dur. Basit olarak bir kaç ohmdan milyarlarca ohma kadar direnç değerleri kullanılır. Ohm değerleri hacim ölçüleri gibi biner biner büyür ve biner biner küçülürler. "Ohm, kiloohm, megaohm..."gibi ifadeler kullanılır.

Dirençler, belirli bir düzende kullanılırlar. Elektronikte kullanılan diğer devre elemanlarına gidecek gerilimi denge altında tutmak amacı ile kullanılırlar. Sabit değerdeki dirençler olduğu gibi ayarlı direnç adı verilen dirençlerde kullanılmaktadır. Bizim genellikle elektronikte düğme olarak kullandığımız kısımlar birer ayarlı dirence bağlıdır. Ayarlı dirençler, devrenin istenilen değerde çalışması için kullanılan birer elemandır.

Elektronikte elektriksel akımı depo eden ve yerine göre direnç olarak kullanılan bir devre elemanı vardır. Bunlara kondansatörler adı verilmektedir.

Kondansatörler nedir? Nerede kullanılır?   Buna benzer sorulara bu yazımda yer vermek istiyorum. Genel olarak kondansatörler iki iletkenin arasına yalıtkan bir maddenin konulması sonucu oluşmuştur. Ancak bu olay basit değildir. Metal levhalar çok ince olup yalıtkan maddelerde bir o kadar incedir. Kondansatörün alacağı değer oranında yalıtkan maddenin inceliği ve türü belirlenir. Bu yalıtkan madde kağıt ya da naylon folyo  ya da hava olabilir. Bu yalıtkan maddenin çeşidi, kondansatörün alacağı değere göre değişmektedir.

Peki kondansatörlerin bu değerleri nasıl simgelenir. Kondansatörlerde kullanılan birim Fahrad'dır. Kondansatörlerin değerleri,direnç değerleri gibi biner biner büyür ve biner biner küçülürler.Milifahrad, mikrofahrad, nanofahrad, pikofahrad gibi...

Konunun başında kondansatörlerin ne işe yaradığından kısaca bahsetmiştim. Kondansatörler, doğrusal akım uygulandığında birer depo aracı olarak görev yaparlar; yani uygulanan akımı depo ederler. Ancak doğru akım değilde alternatif akım uygulandığında akıma karşı bir direnç gibi görev yaparlar. Bu özellikleri nedeniyle kondansatörler elektroniğin vazgeçilmez elemanlarıdır.

Makro düzeydeki devrelerden mikro elektroniğe kadar birçok yerde kondansatörlerden faydalanılmaktadır. Tabii ki devre elemanları belirli bir düzen ve sistem içerisinde bir araya getirilirler. Önemli olan kullanılan devre elemanının tam olarak ne işe yaradığını ve kullanılan değerin devreye uygun olup olmadığını bilmektir.

Transistörler nedir? Ne işe yararlar? İsterseniz bu gibi konulara da eğilelim... Bildiğiniz üzere elektriksel iletime göre maddeler üç gruba ayrılmaktadır. Bunlar; iletkenler, yalıtkanlar ve yarıiletkenlerdir... Her grup maddenin de elektronikte kullanım sahası vardır. Bunlardan yarıiletkenler ise transistörlerin ve entegrelerin yapısında yer almaktadır. Sadece bu yapılarda değil, diğer birçok elemanda da kullanılmaktadır.

Transistörler genel olarak akımın geçişini kontrol ederek devrenin belli bir düzende ve sistemde çalışmasını sağlarlar. Yeri geldiğinde küçük bir akımın büyütülmesinde ve yeri geldiğinde devreye giden akımı keserek iş görür.

Genel olarak transistörler iki yarıiletkenin biraraya getirilmesi sonucu oluşturulmuştur. Oyuklara uygun gerilim verildiği zaman ise bu yarıiletkenler birer iletken haline gelmektedir. Oyuk dediğim ise iki yarıiletkenin birleştiği kısımdır. İşte bu bölüm transistörde beyz adı verilen ucunu simgeler.   Dİğer uçlar ise emitör ve kollektördür.

İki tip transistör vardır. NPN tipi ve PNP tipi olmak üzere iki tiptir. Bunlardan NPN 'nin beyzine artı, PNP'nin beyzine eksi geldiğinde transistör iletken haline geçmektedir...

İnsanların bildiği en eski aydınlanma kaynağı güneş olup bugün de güneş insanların bildiği en büyük ışık kaynağıdır.İnsanlar tarih içerisinde güneş ve güneşin aydınlatma özelliğinden istifade etmiştir.Zaman içerisinde teknik bilgilerin artması ile birlikte balina yağından yapılmış mumlar kullanılmaya başlanmıştır.İleriki dönem içerisinde ise petrol ve petrolün yan ürünleri kullanılmaya başlanmıştır.Ama insanların kendi ürettiği teknik bilgi o kadar ileri bir düzleme ulaşmıştır ki,elektriğin bulunması ile beraber Edison ampul adı verilen ışıklandırma sistemlerini geliştirmiştir.20. yüzyıldan itibaren ise artık ışıklandırma sistemleri sadece aydınlanma amaçlı kullanılmamış,aydınlanmanın yanı sıra ışığı şekillendiren sistemler geliştirilmiştir.

Bana diyebilirsiniz ki;ışık nasıl şekillendirilir ve ışığa nasıl ruh verilir?20. yüzyılın ilk yarısı itibari ile fizik bilimi yeni teknik gelişmelere gebe kalmış ve bu teknolojik gelişmenin adına elektronik adı verilmiştir.İşte aydınlanma sistemlerine ruh verme sanatı elektronik sistemleri ile mümkün hale gelmiştir.Bazılarınız,okumuş olduğu kaynak eserlerde belkide ışığa ruh verme teknolojisinin laser adı verilen sistemler bütünü olarak ifade edildiğini görmüştür.Ancak uyarılma sonucu meydana gelen yüksek enerjili şua olarak adlandırılan laser sistemlerinin gelişimi de elektronik teknolojisinin gelişimi ile paralellik göstermektedir.Hakeza laser sistemleri üç ana grupta incelenmekte ve bunlardan bir grup ise yarıiletken laser olarak geçmektedir.Konu ile ilgili daha fazla bilgiye ulaşmak isteyenler,laser üzerine yazmış olduğum,ışığa ruh verme adlı makaleme bakabilirler.

Elektronik sistemlerinin ilk yarı gelişiminde lamba sistemleri ve ikinci yarı gelişiminde ise yarıiletkenler çok büyük kullanım alanı bulmuştur.Hakeza günümüzde yapılan elektronik sistemleri de yarıiletken teknolojisi ile yapılmakla beraber çok ince bir teknolojiyi üzerinde taşıyan mikroelektronik sistemler bütünü ve silikon sistemleri ile geliştirilen mikroprocesürler sistemini bünyesinde barındırmaktadır.Işığa ruh verme yada şekil verme olarak adlandırdığım sistemlerin en önemlisi televizyonlardır…Düşünsenize ilk yapılan televizyonlardaki piksel düzeneği ile günümüzde yapılan televizyonların piksel düzeyindeki gelişmesi arasındaki farkın büyüklüğünü…200 yıl önce bunu birisine anlatmaya kalksaydınız size muhtemelen deli derdi,bugün ise insanlar olayı öyle geniş açı ve perspektiften ele almakta ki,ışınlama sistemlerini bile anlatsanız bu mümkün olabilir demektedir.Günümüzde yapılan televizyon sistemlerinde kullanılan yarıiletken miktarı 100 ler ile ifade edilen gramlar düzeyinde,ancak yapılan iş madde satışı değil,teknoloji satışı olarak ifade edilmektedir.

Işığa şekil verme sanatı öyle bir makale ile ifade edilecek kadar da basit bir teknik bilgi olmayıp,bu konu ve türev ve integral konuları içerisinde bu konu ile ilgili beklide milyonlarca makale yazılmıştır.Ancak benim burada vereceğim ikinci örnekler bütünü ile konuyu kapatmak istiyorum.Tıp elektroniği ile hastanelere giren ve hastaların kontrolünde çok önemli rol oynayan sistemlerin çalışma prensibi de yine elektriksel sinyallerin yarıiletken sistemleri ile denetimi sonucu mümkün olmaktadır.Burada ister ekg,ister tomografi veya hangi tıp elektroniği sistemi olursa olsun,yapılan işlem basit olarak budur.

Kimya maddeyi elementer düzeyde üç grupta incelemektedir; iletkenler, yarıiletkenler ve yalıtkanlar. Peki kimya bilimi neden bu tip bir sınıflandırma yapmıştır? İsterseniz önce bunu bir irdeleyelim.

Elemetlerin elektriği iletme özellikleri olan ve kimyanında sınıflandırma yapmasına neden olan koşul, elementlerin son yörüngelerinde taşımış oldukları elektron sayısı ile ilgilidir. Son yörüngedeki elektron sayısı 1-3 arasında olan elementler iletken, 4 olan elementler yarıiletken ve son yörüngesindeki elektron sayısı 5-6 olan elementler de yalıtkan sınıfı içerisinde yer almaktadır. Bu elementlerden iletkenler elektriği serbest biçimde elektriği ileten grup arasında yer almaktadır, yarıiletkenler sınırlı geçirgenliğe sahiptirler ve yalıtkanlar ise elektriği iletmemektedirler...Son yörüngedeki elektron sayıları ile iletkenlik koşulunun sağlanma nedeni ise, elektrik akımının dalgasal bir hareket halinde ilerlemesidir. Yani elektronlar bir uçtan başlayarak diğer uca kadar gitmezler, elementin üzerinde yer alan elektronlara çarparlar ve bir elektron diğerini hareket ettirerek iletim sağlanır. İşte, iletkenlerde yer alan o 1-3 elektronluk kapasite elektriğin iletimini sağlamakta; yalıtkanlarda yer alan 5-8 elektronluk kapasite ise elektriğin iletimine izin vermemektedir. Yarıiletkenler ise şartlar uyumlu olursa elektriği iletmektedir.Peki şartların uyumlu olması nasıl gerçekleştirilmektedir? İşte burada kullanılan teknoloji elektroniğin kullanım sahasına girmektedir. Elektronikte kullanılan transistörler ile entegre yapılarında ve bir çok alanda kullanılan yarıiletkenlerde, belli sayıda elementer yarıiletkenin belli oranlarda kullanılması sonucu, yarıiletkenler birer iletken haline gelmektedir. Yarıiletkenin belli aralıklarda iletken ve belli aralıklarda yalıtkan haline getirilme işlemi ise elektroniğin temel akım geçişini sağlamaktadır. Yani elektriksel akımların düzeni sağlanmakta ve bu düzen sayesinde hangi devrede ne kadar süre ile ne kadar elektrik akımına ihtiyaç varsa o kadarlık bir geçişe izin verilmekte ve bunun sürekliliği sayesinde devre gerekli işi başarmış olmaktadır...